Deyimlerin ilginç hikayelerini sizin için araştırdık!

 

 

Papucu Dama Atılmak

 

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı olduğu Lonca teşkilatı vardı. Bu teşkilat ticari hayatın yanı sıra sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Bir ürün alan ve aldığı ürünün kusurlu olduğunu gören kişiler bu teşkilata şikayet ediyorlardı. Teşkilat heyeti eğer şikayet eden haklıysa zararını karşılayıp kusurlu ayakkabıyı ibreti alem olsun diye ayakkabıcının çatısına atıyordu.

 

 

 

Eşek Sudan Gelinceye Kadar Dövmek

 

Balkan harbi sırasında cepheye su taşımakla görevli saka neferleri adı verilen askeri birlikler vardı. Bir gün bu saka neferlerinden biri su doldurmak için pınara gittiğinde uyuyakalır ve  kendine zimmetli olan eşeği elinden kaçırır. Akşam geç saatte cepheye dönen askeri susuzluktan deliye dönmüş komutanı karşılar. Saka neferini sorguya çeker eşeğin kaçtığını duyan komutan deliye döner ve askeri dövmeye başlar. Asker, can havliyle komutanına daha ne kadar döveceğini sorar komutan ''Eşek sudan gelinceye kadar'' der.

 

 

 

Ateş Pahası

 

Kanuni Sultan Süleyman bir gün maiyetiyle gezintiye çıkar ve bir anda şiddetli yağmur başlar. Etraftaki ilk eve girmek zorunda kalırlar. Ev sahibinin yaktığı ateşin karşısında ısınan Kanuni yanındakilere dönüp ''Şu ateş bin altın eder'' der. Yağmur dinmediğinden dolayı padişah ve maiyeti geceyi bu evde geçirirler. Sabah hava normale döndüğünde evden çıkarken borcunu soran padişaha ev sahibi ''Binbir altın'' cevabını verir. Cevabı duyan padişah binbir altını pahalı bulduğundan şaşırır. Ev sahibi ise ateşe bin altın değerini kendisinin biçtiğini ve gecelik konaklamanın ise bir altın olduğunu söyler. Bu hadiseden ateş pahası deyimi ortaya çıkar.

 

 

 

Atı Alan Üsküdar'ı Geçti

 

Bolu Beyi'ne başkaldıran eşkiya Köroğlu kendisi için çok değerli olan atını çaldırır. Diyar diyar gezip atını arayan Köroğlu İstanbul'da bir hayvan pazarında atını bulur. Satıcıya atla ilgili sorular sormaya başlar ve binip satın alacağını söyler. Köroğlu ata biner binmez hayvan dört nala koşmaya başlar ve pazaryerinden hızla uzaklaşır Sirkeci sahile geldiklerinde bir sal kiralayıp Üsküdar'a geçerler. Kalabalığın içinden biri satıcıya '' Atı alan Üsküdar'ı geçti o adam Köroğlu'ydu der.

 

 

 

 

Hapı Yutmak

 

Sultan Murat döneminde alkol, tütün ve keyif verici maddeler yasaktı yasağa uymayanlara ise ağır cezalar verilirdi. Sultan Murat'a bir gün hekimbaşı olan Emir Çelebi'nin afyon kullandığına dair ihbar gelir Emir Çelebi'yi seven Sultan Murat hekimbaşını satranç oynamaya davet eder. Sultan, oyunun ilerleyen zamanlarından Çelebi'ye kuşağını çıkartmasını söyler. Kuşağın içinden küçük bir kutu düşünce Sultan Murat kutunun içindeki afyon haplarını görür ve sorar. Çelebi ise zararsız hale getirilmiş afyon hapları olduğunu ve hastalar için kullandığını söyler bunun üzerine Sultan Murat hapları yutmasını ister. Emir Çelebi ise ''Şimdi hapı yuttuk'' der.