75 yaşındaki Kral 3’üncü Charles’in ne olduğu açıklanmayan kanseri İngiltere’de doğal olarak gündemin birinci maddesini oluşturmaya devam ediyor. Kraliyet ailesi de şimdilik “Ser verip sır vermemek” kuralını uyguluyor.

 

Fenoreporter - Dış Haberler Servisi

 

Bununla birlikte, bazı hekimlere göre, Buckingham Sarayı’nın (Kraliyet Sarayı) yaptığı son kısa açıklamanın satır aralarında kanserin türüne ilişkin bazı bilgiler bulunuyor.

 

Kral 3’üncü Charles’in prostat kanseri nedeniyle hastaneye yatacağını açıklaması bile aslında Kraliyet Ailesi için bir iletişim ve şeffaflık devrimi olarak gösteriliyor. Çünkü, Kraliyet Ailesi’nin sloganı yüzyıllar boyunca aynı kaldı: “Never complain, never explain”. Yani, “Asla yakınmamak, asla açıklamamak”.

 

Bu slogan veya kural nedeniyle örneğin İngilizler hiçbir zaman Kral 3’üncü Charles’in dedesi Kral 6’ncı George’un 1952’deki ölümüne akciğer kanserinin neden olduğunu öğrenemediler. Aynı şekilde, Kraliçe 2’nci Elizabeth’in annesinin kanser hastası olduğunu ve bir çok ameliyat geçirdiğini çok sonra öğrenebildiler.

 

Hatta, bazı kraliyet uzmanlarına göre, Kraliçe 2’nci Elizabeth de hayatının son yıllarında kemik kanseriyle boğuştu. Ancak bu sır da hiçbir zaman paylaşılmadı. Kraliçe’nin sırtında bazı sorunlar olduğu ve yaşlılıktan öldüğü bilgisiyle yetinildi.

 

Peki, Kral 3’üncü Charles’in prostat kanseri ameliyatında ortaya çıkarılan “Öbür” kanser ne olabilir? Kral’ın durumu ciddi mi, hatta ağır mı?

 

Cevap: Kraliyet Sarayı’nın diğer kanserin prostat kanserinin tedavisi sırasında belirlendiğini duyuran açıklaması uzman hekimlerce bir şifre olarak görüldü

 

Doktorlara göre prostat ameliyatı sırasında farkedilen “Öbür” kanser, büyük olasılıkla mesane kanseri olabilir.

 

Doktorlar, “Prostat kanseri sırasında tesadüfen ortaya çıkarılan diğer kanser türü genellikle mesane ile ilgili oluyor, Mesanenin içinde neler olduğunu görmek için bir görüntüleme tübü kullanılıyor. Ve, prostat ameliyatı öncesi yapılan taramada fark edilmeyen bir tümör veya kanser tespit edilebiliyor” diyorlar.

 

Hemen belirtelim: Mesane kanseri hasta için can sıkıcı ama ölümcül değil. Hele ilk aşamada bulunursa, kesinlikle risk oluşturmuyor.

 

Çözümü veya tedavisi: 6 hafta boyunca haftada bir mesaneye kemoterapi uygulamak.

 

Bununla birlikte, yine doktorlar tarafından daha sıkıntı verebilecek olasılıklar da seslendiriliyor: Testis, rektum (Not: Kalın bağırsağın makata yakın olan ilk 12 santimetrelik bölümüne rektum adı veriler ve bu bölümden kaynaklanan kötü huylu tümörlere rektum kanseri denir)veya penis kanseri gibi.

 

Söz yine doktorların: “Kral prostat kanseri nedeniyle hastaneye yattığında hiç kuşkusuz potansiyel kötü huylu tümörler bulunup bulunmadığın anlamak için akciğerleri, karaciğeri ve midesi de incelendi, tarandı. Bu taramalarda mide kanseriyle karşılaşılmış olması olasılığı hiç de az değil. Bir nokta daha: Son dönemde dünyanın her yerinde kolon kanseri vakalarında büyük artış var. Kimbilir belki de…”